![]() |
|
|||||||
| İşçi Sınıfı Bütün ülkelerin işçileri, birleşin! |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#11 |
|
Site Sorumlusu
Üyelik tarihi: 4 2007
Mesajlar: 1.673
Thanks: 524
Thanked 1.849 Times in 909 Posts
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Antalya
TEKEL İŞÇİSİ YALNIZ DEĞİLDİR! ![]() Gemlik Tekel işçilerine bir destek de Gemlik'ten. ![]() ![]() Gemlik
|
|
|
|
| The Following User Says Thank You to KURTULUS For This Useful Post: | devriMaral (06.02.2010) |
|
|
#12 |
|
Bölüm Sorumlusu
Üyelik tarihi: 4 2008
Nerden: Sabrın çiçeklerini açtığı yerde
Mesajlar: 1.317
Thanks: 802
Thanked 1.254 Times in 712 Posts
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() TEKEL işçilerinin özlük hakları için başlattıkları direniş oturma eylemi ve açlık greviyle sürüyor. İşçilere yönelik, AKP'nin saldırıları da devam ediyor. Sorun çözmek yerine demagoji yapmayı yalan söylemeyi ve provokatif açıklamalar yaparak işçileri hedef göstermeyi tercih ediyorlar. Yaşanan gelişmelerle ilgili olarak, işçilerin düşüncelerini sorduk. Kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Kaç yıllık Tekel işçisisiniz? Tekel'de ne iş yapıyordunuz? 1- Mehmet Gümüş, 21 yıl 3 aydır TEKEL işçisiyim. TEKEL'e 1988 yılı 11. ayında başladım ki Tütün fabrikasında başladım montajda, elektrikçi olarak girdim. 10 yıl, 11 yıl kadar, 11. yıl TEKEL Tütün fabrikasını kapattılar. Bizi TEKEL Yaprak-Tütün depolarına devrettiler komple. Tütün depolarında o zaman büyüktü gene kazan dairesi falan çalışıyordu. İdari kısım da vardı. ....devam ettim gene. Ama yine işte yaprak-tütün küçültme başladı. Bizi Bursa'dan İnegöl'e tütün depolarına geçtikten sonra elektrikçiliğe devam ettim gene. Sonra işte bu yaprak-tütün işletmelerinin özelleştirme süreci başladı. Bizi İnegöl'den Bursa'ya gönderdiler 2004 yılında. 4 yıl kadar da Bursa'da çalışma var. Yani Bursa Yaprak-Tütün'de 1 yıla yakın bir zaman çalıştım o da dağıtım pazarlama başmüdürlüğünde 3 yıl kadar orada çalıştım. İşte bu sigara fabrikalarının özelleştirilmesi gündeme geldi. sigara fabrikaları özelleştirilidi. Ama şeyde dağıtım pazarlama Başmüdürlüğünde her işi yapıyorduk. hamallık yaptık, elektrik işi yaptık, temizlik işi yaptık. Bizim Bursa başmüdürlüğünde yeteri kadar işçi sayısı yoktu. Hepimiz de iyi niyetli insanlardık. Bize ne deniliyorsa onu yapmaya gayret ettik. Bize verilen bütün görevleri yerine getirdik. 3,5 yıl 4 yıl boyunca bize verilen görevleri yerine getirmeye çalıştık. İşte sigara fabrikalarının özelleştirilmesinden sonra tekrar İnegöl'e geldik. Zaten tütün deposuydu orası da, zaten kalan tütünlerin bakımı vardı, tütün alımı vardı, tütün alımını yaptık. İşte o son kalan tütünleri gönderdikten sonra, o sürece girdik yani kapatılma sürecine girdik. İşte o günden bugüne Ankara'dayız. 4 Şubat'ta yapılan dayanışma grevini nasıl değerlendiriyorsunuz? M.Gümüş. - 4 Şubat Dayanışma Grevi, Dayanışma Eylemi, bence iyi oldu başarılı oldu ama yani yetersiz. Şimdi en azından 3 günlük Genel Grev ilanı olması lazımdı. Yani bana göre.Ki ancak bir şeye benzesin ya da çok daha böyle katılım hani çiftçileri falan hareket geçirse ziraat odaları falan diğer odaların komple harekete geçmesi lazım yani. Çünkü bu sadece bizim meselemiz değil. Bugün bakıyoruz, hayvan yetiştircisiysen yem pahalı. süt para etmiyor. Hayvanı iyiyse satılığa çıkarıyor. O da para etmiyor. E e, bugün geldiğimiz durum ortada. Et fiyatları aldı başını gitti. Hayvanı yetiştiren yok ki, adam yetiştiremiyor. Çoban tutsa çobanın parası ona keza, yem almaya kalksa hazır yem mesela. yani sadece TEKEL işçisinin ya da sendikalı işçilerin yani normal işçilerin mücadelesiyle kazanılacak bir dava değil. Bütün alt kesimi ilgilendirmesi lazım. Daha kapsamlı bir "Genel Grev" olması lazım. Daha geniş kapsamlı... İşçi ve memur konfederasyonları son bir toplantı yaptıılar. Sorunun çözümü için çeşitli kurumlardan randevu isteyecekler. Olmazsa 12 Şubat'ta yeni bir toplantı yaparak süreci tekrar değerlendirecekler. Bu toplantı ve kararlar sorunu çözer mi? M. Gümüş. Toplantı ve kararlar, 6 konfederasyon söyledikleri gibi kararlı durursalar, yani 4 Şubat'ta yaptığı eylemdeki gibi kararlı arkasında durursalar. Çözeceğine inanıyorum. Sonuçta bu ülkede bir işçi var, bir üretim var. Üretmezse, elektrik üretilmezse, patronlar ne iş yapacak? Patron para ödemez ki tek başına, patronun bir şekilde para kazanması gerekiyor, çünkü adam devlet destekli fabrika kurmuş. Yani boş fabrika içinde makinalarla bir üretim yapmazsa, Hiçbir işe yaramaz. Yani bu üretimden gelen gücü kullanırsan, vergi daireleri çalışmazsa, elektrik idaresi çalışmazsa, bu iş çözülür. İşçilerin ... bugün yine çözülür. Hatta ve hatta asgari ücretli işçilerin lehine olur yani. Biz buraya direnişe gelmeden önce asgari ücretli verilecek olan zamdan bahsetti, biz buraya geldik, 30 milyon zam yaptılar. Emekliye zam konuşuluyordu, iyi ya da kötü gene bir zam yapıldı. 4C'liye 10 aydı, 11 aya çıktı. Bir şey olursa, bir talep oluyorsa kazanılıyor yani. Hükümet kalkıp da kendi şeyinden vermedi, insanlara şirin görünmek zorundaydı bir şekilde. Yani bizim bu direnişimizi kırmak için. Ama olmadı, verdiği zamlarda yetmedi. Verdiği asgari ücrete verdiği zamda yetmedi. Onun öncesinde zaten bir sürü her şeye zam yaptı. Neden yöntem olarak açlık grevini seçtiniz? M. Gümüş. Biz buraya gelirken, bir slogan söylemiştik; "Gemileri Yaktık, Geri Dönüş Yok, Ölmek Var Dönmek Yok" dedik. Ya şimdi bütün bürokrasi yollarını denedik. Başbakan'la görüşmek istedik. Başbakan "La" diyor "Lo" demiyor. Ben, ben diyorsam bu doğrudur diyor. Senin söylediğin yanlıştır. Ona göre öyle. Ee biz de şimdi "Ölmek Var Dönmek Yok" dediysek, şimdi açlık grevine başladık. Yani burada ölebiliriz de. Belki bir şey kazanırız. Belki çocuklarımız bir şey kazanır. AKP, Tekel işçilerinin taleplerini kabul etmedi. Eylemi bitirmek için de ay sonuna kadar süre verdi. Tekel işçisi ne yapacak? Gidecek misiniz? M. Gümüş - Valla AKP, bizim taleplerimizi kabul etmemiş gibi görünebilir. Ama bu bir süreçtir, işte ay sonuna kadar süre verdi. Çok çok gene polisleri kullanır. Bir müdafaa teşebbüs eder. Daha önce kullandı o yöntemi gördüğü gibi TEKEL işçisi dağılmadı. Çankaya'da bulunan Türk-İş binasının yanındaki sokağa yerleştik. Çadırlarımızı kurduk. Şimdi buradayız. Ay sonunu bekliyoruz. Yine polisini kullanabilir. Kolluk güçlerini kullanabilir. Hatta ve hatta mermi bile kullanabilirler. Bence bir sakıncası yok. Böyle azar azar öldüreceğine çalıştırsın makineli tüfeği sokağı komple temizlesin bu işi. O zaman sorunu kökünden halletmiş olur. Biz dönmeyeceğiz. Teşekkür ederiz. *** Kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Kaç yıllık Tekel işçisisiniz? Tekel'de ne iş yapıyordunuz? Hasan Yılmaz (4 -7 Şubat tarihlerinde açlık grevindeydi), Malatyalıyım. 40 yaşındayım. 13 senedir Tekel'de çalışıyorum. Mücadele için, ekmeğim için buradayım. Kazanmak için elimizden gelen herşeyi yapacağız. Demokratik şartlar altında tereddüt etmeden, zarar vermeden alacağımıza inanıyoruz. Tüm arkadaşlarımız da mücadelelerini de sürdürüyorlar. eninde sonunda yapılmış yanlışın düzeltileceğine işçi sınıfına yapılan haksızlığın buradaki başka gruplarla birlikte herkesin hakettiği değeri göreceğini belirtmek isterim. Kaç senedir Tekel işçisisiniz? Tekel'de ne iş yapıyordunuz? H.Y. :13 yıldır. Tekel'de işçilerden sorumlu ustalık yapıyordum. 4 Şubat'ta yapılan dayanışma grevini nasıl değerlendiriyorsunuz? H.Y. :4 Şubat'taki Dayanışma Grevi bana yetersiz geldi. Buradan şey söyleyecek olursak, sendikaların bir sınama, kendi güçlerini görme bakı,mından ki yapılmış gibi görünen bir şey bu. Ama ... işte milletin konuşmalarından, baktığın zaman bakanlardan konuşmalarından bunların Genel Grev'den pek bir şey almadıklarını gösteriyor. Dediğim gibi bu sadece sendikaların kendi güçlerini görmek adına yapılmış olarak ben düşünüyorum. İşçi ve memur konfederasyonları son bir toplantı yaptılar. Sorunun çözümü için çeşitli kurumlardan randevu isteyecekler. Olmazsa 12 Şubat'ta yeni bir toplantı yaparak süreci tekrar değerlendirecekler. Bu toplantı ve kararlar sorunu çözer mi? H.Y. :Tabii ki sivil toplum kuruluşlarından, diğer derneklerden yardım almak, tabii ki anlamlı. Çünkü Türkiye'de bir sorun var. Bu sorunun çözülmesi adına insanların birlik ve beraberlik içerisinde mücadele etmeleri gerekir. Sadece bu çalışan işçiler değil. Dışarıdaki esnafına da yansımaları var. işçilerin mücadelesi esnafı da zarara uğratan, kayıplara uğratan bir durum. sendikaların tekrar toplanarak 12 Şubat'taki alacakları karar bence geç kalınmış çok uzatılmasına gerek yok. Bunu grevin arkasında değerlendirerek kısa bir zaman içerisinde ara almaları ve aldıklarını biraz daha hissettirmeleri lazımdı. Çünkü bu bizim buradaki motivasyonumuzu biraz daha arttırmış olurdu. Yani bu konuda söyleyeceğim bu. Neden yöntem olarak açlık grevini seçtiniz? H.Y. :Şimdi, yöntemler, eylem türleri vardır. Bu eylemlerden birisi açlık grevidir. Hükümetin hala güvensiz olmasının getirmiş olduğu bir eylemdir. Halan oruçların içerisindeki insanları, Başbakan'ın çıkıp; "biz bunların oruç tuttuğuna inanmıyoruz" demesi gibi şeyi de ortaya koymuştur. Bizim bu anlamda daha ciddi olduğumuzu işte kararlı olduğumuzu anlamak adına bizim ona vermemiz gereken dersse, bu ders de verilecektir yani. Sonunda anlarlar ki, bizim ödeyeceğimiz bedel kadar onların da ödeyeceği bedel anlamına gelir. Burada, yani, sadece bizim burada aciz olduğumuzu göstermek değil, bizim her şekilde mücadelede var olduğumuzu göstermek adına yapılan bir eylemdir. AKP, tekel işçilerinin taleplerini kabul etmedi. Eylemi bitirmek için de ay sonuna kadar süre verdi. Tekel işçisi ne yapacak? Gidecek misiniz? H.Y. :Hayır, gitmeyeceğiz. Sonuna kadar buradayız. Biz hakkımız olanı alacağız. Sonuna kadar da bunun davasını göreceğiz. Biz, "Ölmek Var Dönmek Yok" dedik. "Gemileri Yaktık, Geri Dönüş Yok" dedik. Yani bundan başka atılacak bir çelme yok. Eklemek istediğiniz herhangi bir şey var mı? H.Y. :Eklemek istediğim... Biz buradayız. Cumhurbaşkanının "eylemin gereksiz yere uzatıldığı" açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Ramazan Geyik: Cumhurbaşkanının şimdiye kadar geç kalmış demesi bizim için bir önem ... Eğer bu devlet başkanı ise; bu Türkiye Cumhuriyeti Devlet Başkanının, bu sorunu daha ilk günden görmesi gereken bir konuydu. Liderler hiç kimsenin görmediğini görmek zorundalar. Liderlik, bu liderlik. Devlet başkanları da herkesin gördüğünü değil, hiç kimsenin görmediğini görmesi gerekir bunu ilk günden itibaren. Bir kere devlet başkanlığı böyle bir şey. Sıradan birisi değil. Cumhurbaşkanından bahsediyoruz. Şimdi o bugün demek ki, şöyle olur, böyle olur, diye düşünmüş olabilir. Son günler demesini önemsiyorum. Ancak bu işin çözüm noktasında; yani şunu demeli, hükümet edenler bu işte geç kalmışlarsa, bunu yapmalısınız demeli. Şimdi biz bir siyasi temsilci değiliz, siyasi grup değiliz, bir illegal örgüt değiliz. Biz devletin işçileriyiz. Yani siyasi iktidarlar gelir giderler ama devlet bakidir. Devlet kalıcıdır, biz devletin işçileriyiz. Cumhurbaşkanımızın vermiş olduğu demeci önemsiyorum. Ve altına da imzamı atıyorum. Evet geç kalmıştır, bunu siyasi iktidarlar çözmelidirler. Çözmek zorundadırlar. Çünkü halkıyla, işçisiyle, memuruyla, emek örgütüyle, emekçisiyle restleşen bir siyasi iktidarı biz kabul etmiyoruz. Edemeyiz. Bu gömlek bize dar gelir. Teşekkür ederim. *** Kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Kaç yıllık Tekel işçisisiniz? Tekel'de ne iş yapıyordunuz? Erdal Bakır. Trabzonluyum, 13 yıldır TEKEL'de çalışıyorum. TEKEL'de güvenlik görevlisi ve ustalık yaptım. Diyeceğim bunlar, çeşitli birimlerinde bir şekilde TEKEL'e hizmet ettim. 4 Şubat'ta yapılan dayanışma grevini nasıl değerlendiriyorsunuz? 4 Şubat'taki eylem için; kendileri memurlar bize destek vereceklerini açıkladılar ama böyle bir desteği Türkiye genelinde İzmir dışında Hiç bir yerde göremedik. Ee, bu çözülecek 12 Şubat'ta bu tekel işçisinin 55 günlük süre içerisinde şeysini, sürenin uzamasıyla yılmasını bekliyorlar. Bir hafta daha ötelemesi hep cuma günlerine ... açıklamalar. Ama biz Hiçbir şekilde isterlerse 2 hafta daha atsınlar, biz Hiçbir şekilde direncimizden hiç bir şey kaybetmeden buradayız. Neden yöntem olarak açlık grevini seçtiniz? Açlık grevine gelince, kimseye, şöyle söyleyeyim, etkilemek anlamında değil, ama, buraya dikkat çekmek amacında, yani mağdur şeklinde değil yalnız, insanların kendilerine yaptığı haksızlığı bu şekilde dile getirmek için seçtik. Yapılan, Ak partinin yaptığı çoğunlukla, Ak partinin yaptığı haksızlığı daha net bir şekilde dile getirmek için açlık grevini seçtik. AKP Tekel işçilerinin taleplerini kabul etmedi. Eylemi bitirmek için ay sonuna kadar süre verdi. TEKEL işçisi ne yapacak? Gidecek misiniz? Başbakanımıza bak. 55 gün olmuş. Bir ay daha süre verdi. İllegal diyor. Çok teşekkür ediyoruz. Bak bir ay daha süre verdi. Ankara'da biz çadırlardayız. Biz eylemimize devam edeceğiz, belki o bir ay verdi, belki insafa gelir bir ay daha verir. Biz buradayız. Ona teşekkür ediyoruz, yani verdiği süreler için. bize bir ay daha süre verdi. Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Bu akşam televizyonlarda, bakanımız Hayati Yazıcı bir açıklama yapmış Türkiye'ye. TEKEL'ciler arasında PKK'lılar var diye. Bizim aramıza bir tek PKK'lılar giremez. O PKK'lılar da hangi kim olduğu bellidir. Çünkü Ankara'da TEKEL ortamına giremeyen kimse PKK'lı onlardır. Başka söyleyeceğim bir şey yok. Türkiye buraya kimin giremedeğini biliyor. Buraya giremeyenler PKK'lıdır. *** Kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Kaç yıllık TEKEL işçisisiniz? Oya Karaali İzmir Balatçık, işçiyim. 93'te girdim. 93'den beri çalışıyorum. Hangi birimde çalışıyordunuz? Ne iş yaptınız? İlk önce Yaprak-Tütün'de iş başı yaptık. Yaprak-Tütün'den sigara fabrikasına geçtik. Sigara fabrikasından depolara gönderdiler, depolardan Başmüdürlüklere gönderdiler. Başmüdürlükten tekrar Balatçık'a gönderdiler. Yaprak-Tütün İşletme Emekliliğinize ne kadar var? O.K. :Sene olarak doldurdum. Gün olarak da doldurdum. Ama yaş olarak olduğu için 9 yılım var. Ya siz? Ben İzmir Merkez'de çalışıyorum. Merkez şubesi kapandığı için Yazıbaşı'na gönderdiler. Benim adım Mehmet Gül. Biz buradaki eylemimiz, biz Abdi İpekçi Parkı'ndan daha önce AKP önünde başladık. Bizi orada dağıttılar biber gazıyla. Oradan Abdi İpekçi Parkı'na gittik. Orada açlık grevi yaptık. Bu 3. seferdir açlık grevine girdiğim. Orada tazyikli suyla, ondan sonra gaz bombasıyla bizi açlık grevine girdiğimiz arkadaşlar, 23 kişi girmiştik. Gaz bombası fırlattılar bizim çadıra açlık grevinde olunan çadıra, ondan sonra biber gazı sıktılar. Bizi orada dağıttılar. Biz hepimiz yine birbirimize telefon açarak dedik ki: "Türk-İş'in önünde toplanıyoruz." Bizi oradan da dağıtmaya çalıştılar. Ve biz bugüne kadar eylemimize devam ediyoruz. Şimdi bizim anlamadığımız konu nedir? Başbakan, bu işçilerden ne istiyor? Şimdi, bize bu hakkı kendisi vermedi ki, devlet verdi bu hakları. Özlük haklarını devlet verdi. Yani neden bir işçinin hakkını gasp yapıyorsun? Siz de çalıştınız? M.G. :Emek verdik yani 20 sene çalışan arkadaşlarımız var. Ben özürlü ve hükümlü kadrosundan işe girdim. 99 senesinde işe girdim. 11 senelik işçiyim. Bu arkadaşlarımız 20 senedir. Bu insanlar 20 sene mücadele verdi. Bu işte üretim yaptı, para kazandırdı. Vergileri ödediler. Hep zaten işçi vergisi vardır bu işin içinde. Yani anlamadığım konu nedir? Bu insanlar bir bedel ödedi, çalıştılar. Ve siz kalkıyorsunuz, şimdi emeklisine 5 sene var. sen bana diyorsun ki, "kalk git". Yahu ben nereye gideyim? Niye gideyim yani ben sana 20 sene hizmet ettim. 20 sene sonra sen bana nasil tekme vuruyorsun? Başka yere ver beni çalıştır. Orman Bakanlığına, olmazsa Tarım Bakanlığına, olmazsa başka kamu kuruluşlarına beni özlük haklarıyla beraber. Şimdi Hayati Yazıcı, bakanı çıktı bir açıklama yaptı; orada bu insanlara bir şey olursa sendika sorumludur. Hayır, efendim sendika sorumlu değildir. Bu bize, buradaki arkadaşlara, açlık grevinde olan dışarıdaki insanlara bir şey olursa AKP hükümeti sorumludur. Ve AKP hükümeti özellikle Başbakan Tayyip Erdoğan ile bakanları sorumludur. Çünkü onlar, bizim bu hakkımızı gasp yapmış. Dün müydü? Bugün müydü? Yazıcı çıkmış bir açıklama yapmış: "PKK var". Eğer siz bizi PKK'li görüyorsanız. Biz PKK'liyiz. Biz işçiyiz burada. Bizim PKK ile uzaktan yakından bir ilgimiz, alakamız yok. Biz kendi mücadelemizi veriyoruz. Siyasi bir ideolojimiz yok burada. Bizim burada ekmek mücadelesidir, sınıf mücadelesidir. Ergenekoncu yaptı bizi. PKK'li yaptı. Bir Hizbullah kalmış. Onu da yapsın, hepsinden kurtulalım. Ben diyorum ki, Başbakan daha doğrusu AKP hükümeti komple delirmiş bizim bu direnişimizden. Bizim bu direnişimize dayanamadı. TEKEL'in direnişine dayanamadı. Biz özlük haklarımızı almadan buradan kesinlikle gitmeyeceğiz. Bizim özlük haklarımızı verirler. Ya da tabutumuzu gönderirler memleketlerimize. O.K. :Bir şey demek istiyorum şimdi, Başbakan diyor ya; "Yan gelip yatıyorlar, orası yan gelip yatma yeri değil". Devletin kasasını soyuyorlar, bilmem ne falan. Ya ben 95 yılında sigara fabrikasına başladım. Bir yıl geçmeden 96 yılında iş kazası yaptım. Ve ben parmağımı kaybettim. Peki ben nerede kaybettim parmağımı? Yan gelip yatarken mi? Tazminat davası dahi açmadım. O zaman hata yapmışım. Şu anki aklım olsaydı ben tazminat davası açardım. Şimdi, yöntem olarak bir sürü şey denediniz. Bir sürü şey yaptınız 56 gündür. Yaptığınız çok farklı şey var. Açlık Grevi'ni neden bir yöntem olarak seçtiniz diğer yaptıklarınızın yanında? M.G. :Başka çaremiz kalmadı. Çaremiz olmadığı için arkadaşlar dışarıda destek eylemi, bugün eylemleri var. yarın dışarıda yine eylemleri var. AKP önüne gidecekler, ondan sonra meclise gidecekler. Biz de burada mücadelemize devam edeceğiz. Biz de silah yok ki saldırasın. Tek silahımız kendimiz, açlık grevimiz. PKK'lı değiliz ki saldıralım, öyle karakol basalım, meclis basalım. Peki, 4 Şubat'ta yapılan dayanışma grevini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sürecin bundan sonrası için ne düşünüyorsunuz? TEKEL işçisinin işçi ve memur konfederasyonlarından beklentisi nedir? O.K. :Valla şu anda aldıkları kararlardan daha üstün bir karar alacaklarına inanıyoruz. M.G. : Örgütümüz alacak etkili bir karar. Daha düzgün bir karar alacaklar. Gerekirse "Genel Grev" kararına gidecek. Çünkü biz ilk adımımızı attık. Yani ilkin bir eylem kararı aldık. Herkes uydu bu karara ve etkili de oldu. Türkiye'nin her bir yanında etkili oldu. Baktık, eğer bize karşı bir görüşme yapmazsa hükümet "Genel Grev" kararı alınacak. Örgütümüz alacak kararı. Ve bizde burada Açlık Grevi'ne giren insanlar da Başbakan'a ve zaman verdik. Dedik ki: "1 hafta size süre, eğer bir hafta sonra özlük haklarımız veya sosyal haklarımız, taleplerimiz kabul edilmezse Ölüm Orucu'na gideceğiz. Ve 4. gündür, 2 gün sonra da Ölüm Orucu'na başlayacağız. Emek örgütleri, Cumhurbaşkanı'ndan sizin sorununuzun çözümü için randevu talep edeceklerdi. Bunu değerlendirmek için de ayın 12'sinde tekrar toplantı yapacaklardı. Ama Cumhurbaşkanı ayın 13.'den önce yurtdışı gezisinden dönmeyecek, şu haliyle randevu talebi boşa çıkmış gibi görünüyor? Başbakan ve Meclis Başkanının da, TEKEL işçisine randevu vermek gibi bir niyeti varmış gibi görünmüyor. Sizce ne yapılabilir? Ne yapmak gerekir? O.K. :Valla versin ya da vermesin. Eninde sonunda verecek. Biz buradayız, çıkmıyoruz. M.G. :Bir kere Abdullah Gül, ilkin AKP gömleğini üstünden çıkarması lazım. O bir kez Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanıdır, AKP hükümetinin gömleğini çıkarması lazım. Talebimiz budur. (Başka işçi: Gerçekten Cumhurbaşkanı olarak davranması gerekiyor. AKP olarak değil yani. Cumhurbaşkanı olarak.) Son olarak şimdi, Başbakan ay sonuna kadar size süre verdiğini, artık yasal sınırlarını, demokratik hak kullanımı sınırlarını aştığını ve ay sonunda eğer gitmezseniz müdahele edeceklerini söylediler. Tekel işçisi ne yapacak? Gidecek misiniz? M.G. : Hayır, efendim gitmeyeceğiz. Daha da ateşleneceğiz. Bize müdahele edemez, ettiği zamanda, biz bugüne dek karşılık vermedik, gerekirse karşılık da veririz. O.K. : Ay bir kere yaptı zaten o müdaheleyi. Tüm dünyaya rezil olduk. Tüm dünyaya yani, eğer bir Başbakan bunu yaptırdıysa eğer ki yaptırdı bir kere onu rezil olduk. Bir kere daha yapsın, biz de karşılık vereceğiz. Ya bu kadar duyarsız, sağır, dilsiz olmayacağız. Gerekirse ne olursa olsun yani. O benim ekmeğimi elimden alıyorsa..., M.G. : O müdahelede bir arkadaşımız felçli kaldı. İki arkadaşımız da kalp krizi geçirdi. İki arkadaşımız var. Burada TEKEL işçisi, babası akşamdan televizyonda seyrediyor. Sabaha ölüsü çıkıyor. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? O.K. : Evet, "Ölmek Var, Dönmek Yok!". Açılım, açılım dedi, gelsin açılım burada. M.G. :Aklını başına alsın. Bizim özlük haklarımızı versin. Bizim elimizden almak istediği haklarımızı almasın. Bizi de, herkes kendi memleketine güzel güzel gidelim, kazasız belasız. Dileğimiz budur. İsteğimiz büyük, karmaşık değildir. Ölmek Var Dönmek Yok [Üzgünüm, Sadece Kayitli Kullanicilar Linkleri Görebilir... [ Üye Olmak Için Tiklayiniz ]]
__________________
“Batmayacağına inanarak suya bas,yürür gidersin; mucize yürüyebilmen değil inanabilmendir„ |
|
|
|
|
|
#13 |
|
Bölüm Sorumlusu
Üyelik tarihi: 4 2008
Nerden: Sabrın çiçeklerini açtığı yerde
Mesajlar: 1.317
Thanks: 802
Thanked 1.254 Times in 712 Posts
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
![]() Trakya Tekstil İşçileri 9 Şubat 2010 tarihinde yazılı açıklama yayınladı. Tekel işçilerini desteklediklerini bildirdikleri açıklamanın tam metni aşağıdadır: DİRENEN TEKEL İŞÇİSİ KAZANACAK 09.02.2010 Halkımıza ve işçi kardeşlerimize, Tekel işçilerini kitlesel ve kararlı şekilde Ankara'ya getiren neden 4C'ye karşı olmalarıdır. Diğer eylemler ve kararlılıkları genel eylemlilik içerisinde doğmuştur ve gelişmiştir. 4C'yi yalnız tekel işçisine dayatılmış değil de tüm işçi sınıfını abluka altına alma olarak almamız gerekir. Tekel direnişinin tüm işçi sınıfına öğrettikleri açısından bakıldığı taktirde uzun olması, kararlı olunması ve diri olması açısından bir örnektir. Uzun bir aradan sonra böylesine toplumu etkileyecek, sarsacak bir işçi eylemi olmadığını görüyoruz. Bu açıdan ele aldığımızda pek çok ilklerle karşılaşırız. Bu direnişin işçi sınıfına pek çok artısı olduğunu görüyoruz. Yine bu direnişte Türk-İş'in öncü rolünde pek çok eksiklikler ve diğer emekten yana olan konfederasyonların da tamamlayıcı olma yönünde bir gayretlerinin olmadığını görüyoruz. Bu da ne kadar tabandan kopuk bir sendikacılığın yapıldığını gösteriyor. Bunun en güzel örneği genel grevde görüldü. Genel grevde pek çok şehir etkilenirken pek çoğunun hiç haberi bile olmamıştır. Üzücü taraf ise etkilenenlerin etkilenmeyenlere göre azınlıkta kalmasıdır. Ama yine de bardağı boş tarafından görmemek lazım ve Türkiye'de her şeye rağmen bir genel grev olmuştur. Emek cephesi üç aşağı beş yukarı birleşmiştir. Tekel işçisinin arkasında hatırı sayılır bir kamuoyu oluşmuştur. Bu direnişin tekstil işçisine gösterdiği gerçek şudur: Haklı taleplerle işverenin karşısına çıktığın zaman direnecek gücü de bulursun haklılığını etrafa anlatıp kamuoyu da oluşturabilirsin. Bugüne kadarki anlayış yapsak bile kimse gelmez, gelse bile uzun süreli bir direniş olmaz gibi bahanelerle yapılacak olan eylemlerde engellenmiştir. İşte bu noktada Tekel eylemleri eğitici ve öğretici olmuştur. Tekstil gibi örgütsüz olan iş kollarında da yukarıda bahsettiğimiz bahanelerin yıkılmasında ve toplumun diri unsurların varlığının görülmesinde yardımcı olmuştur. Baskının olduğu her yerde direnmenin de meşru olduğu sözü Tekel direnişiyle görülmüş oldu. Türkiye işçi sınıfı 1980 den sonra ZONGULDAK TAŞ KÖMÜRÜ, SEKA, SEYDİŞEHİR,TEKEL... gibi direnişlerden çok şey kazanmıştır. Bu eylemliliklerin tekstil işçisine de pek çok yansıması olmuştur ve olacaktır. Bunlar sayesinde üzerinden ölü toprağının atacağından ve bu direnişlere yenilerini ekleyeceğinden biz Trakya Tekstil İşçileri olarak eminiz. Ve bu onurlu direnişi destekliyoruz! İŞÇİYİZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ! TRAKYA TEKSTİL İŞÇİLERİ
__________________
“Batmayacağına inanarak suya bas,yürür gidersin; mucize yürüyebilmen değil inanabilmendir„ |
|
|
|
| The Following User Says Thank You to DEV-GENÇ For This Useful Post: | KURTULUS (12.02.2010) |
|
|
#14 |
|
Site Sorumlusu
Üyelik tarihi: 4 2007
Mesajlar: 1.673
Thanks: 524
Thanked 1.849 Times in 909 Posts
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
Destek İçin Meşaleli Yürüyüşler
![]() Adana Tekel işçilerinin direnişine destek amacıyla Adana'da bulunan demokratik kitle örgütleri tarafından yürüyüş yapıldı. "Kadrolu İş, Örgütlü Yaşam, Tekel İşçilerinin Talepleri Kabul Edilsin" sloganı ile yürüyen Türk-İş, DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve diğer kitle örgütlerinden 200 kişi katıldı. Halk Cephesi'de kırmızı flamaları, dövizleri ile yerlerini aldılar. 11 Şubat Perşembe günü, saat 18.00'de 5 Ocak Meydanı'nın dan İnönü Parkı'na yürüyen kitle sık sık "Tekel İşçileri Yalnız Değildir, Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek, Baskılar Bizi Yıldıramaz, Kurtuluş Yok Tek Başına, Genel Grev Genel Genel Direniş, Tayip 4-c'yi Al Başına Çal" sloganlarını attı. Yürüyüşün başlamasından kısa bir süre sonra yürüyüş korteji polis tarafından kesildi. Polis cadde üzerinden yürütmek istemedi. Bir süre yaşanan tartışmalardan sonra Türk-İş, DİSK, KESK temsilcilerinin geri adım atmasıyla kitle yolun yarısından yürümek zorunda kaldı. İnönü parkına gelindiğinde hep birlikte atılan sloganların ardından kitle adına basın açıklaması okundu. Basın açıklamasını KESK Adana Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü BES Adana Şube Başkanı Sinan Tunç okudu. Tunç'un okuduğu açıklamada "Buradan siyasi iktidara sesleniyoruz. Yıllardır ülkenin başına bela ettiğiniz neo-liberal politikalar iflas etmiştir. Ülke bu politikalar nedeniyle defalarca krize girmiştir. Son olarak yüzünüzü döndüğünüz küresel sermaye büyük bir çöküş ve çaresizlik içindedir. Deniz bitmiştir. Gidecek yolunuz kalmamıştır. Sayın Başbakan TEKEL direnişi ile ivme kazanan mücadele burada kalmayacaktır. Daha birçok direnişle, gösteriyle,. Grevlerle bu mücadele yükselecek, gelişecek. Çünkü emekçiler mevcut kazanımlarından geri adım atmamaya kararlıdır. İş güvencesi, insanca yaşanacak bir ücret parasız sağlık ve eğitim hakkı emekçilerin vazgeçmeyeceği taleplerdir." dedi. *** ![]() Mersin Mersin'de 11 Şubat Perşembe günü saat 17.30'da Emek Ve Demokrasi Platformunun düzenlediği yürüyüşte Eğitim-Sen binası önünden, Taş binaya kadar yüründü. Yürüyüş boyunca alkış, ıslık ve sloganlar hiç susmadı. Taş bina önüne gelindiğinde Emek Ve Demokrasi Platformu adına açıklama okundu. Açıklamada: "Bu akşam bir kez daha Mersin'in emekten yana olan güçleri ile sokaklardayız. Ellerimizde tuttuğumuz meşaleler bundan iki ay önce Ankara'da başlayan TEKEL işçilerinin direnişinin kıvılcımıyla yakılmıştır. Ankara'nın soğuk ayazına, hükümetin başvurduğu polis şiddetine, başbakanın tehditlerine, maliye bakanının iftiralarına rağmen, direnişlerini sürdürerek emekçilerin kararlılığını dosta düşmana bir kez daha gösteren TEKEL işçilerine bin selam olsun... ... Hükümetin TEKEL direnişi karşısında sergilediği kibirli ve düşmanca tutumun nedenini bizler biliyoruz. Çünkü TEKEL işçileri iki aydır sürdürdükleri direnişle, siyasi iktidarı can evinden vurmuştur. Kamu personel reformu adı altında, performansa sayalı ücretlendirme ile emekçileri bölmeyi marifet saymıştır. TEKEL işçisi AKP iktidarını can evinden vurmuştur. Çünkü AKP, emekçilerin aldığı ücretin sosyal niteliğini ve o ücretin arkasındaki insanı görmez, o sadece iş gücü maliyetini görür. ... Buradan siyasi iktidara sesleniyoruz. Yıllardır ülkenin başına bela ettiğiniz yeni liberal politikalar iflas etmiştir. Ülke bu politikalar nedeniyle defalarca krize girmiştir... ... TEKEL direnişi ile ivme kazanan mücadele burada kalmayacaktır. Bizler bu ülkenin emekçileri olarak, herkese güvenceli iş ve insanca yaşanacak bir ücret sağlanana kadar mücadeleye devam edeceğiz." denildi. Açıklamaya Halk Cephesi ve birçok demokratik kitle örgütü destek verdi. "Tekel İşçisi Yalnız Değildir" pankartının taşındığı yürüyüşte "Tekel işçisi yalnız değildir, Her yer tekel her yer direniş, Tekelin ateşi AKP'yi yakacak" sloganları atıldı. Yürüyüşte yaklaşık 250 kişi vardı. *** Malatya ![]() Malatya'da 11 Şubat Perşembe saat 18.00 Halk Cephesi'nin de aralarında olduğu demokratik kitle örgütleriyle bazı siyasi partiler Tekel işçilerine destek vermek amacıyla meşaleli yürüyüş yaptı. Antepli Sokak'ta bulunan Eğitim-Sen Malatya Şubesi önünde toplanan kitle, Soykan Parkına doğru meşaleli yürüyüş yaptı. Aralarında Tekel işçilerinin ailerinin de bulunduğu kitle sık sık "Tekel işçisi yalnız değildir", "Yaşasın Tekel eylemi", "İş ekmek yoksa barış da yok", "Yaşasın sınıf dayanışması", ''Her yer Ankara her yer direniş'' şeklinde sloganlar atarak yaklaşık iki aydan beri eylem yapan Tekel işçilerine destek verdiler. Yeni cami soykan meydanına gelindiğinde KESK dönem sözcüsü ve BTS Malatya Şube Başkanı Hasan Akdemir yaptı. Akdemir, "Ellerimizde tuttuğumuz meşaleler bundan iki ay önce Ankara'da başlayan Tekel direnişinin kıvılcımıyla yakılmıştır. Ankara'nın soğuk ayazı ve hükümetin başvurduğu polis şiddetine, Başbakan'ın tehdidine ve Maliye Bakanı'nın iftiralarına rağmen emekçilerin kararlılığını dosta düşmana bir kez daha gösteren Tekel işçilerine buradan selam olsun. Hükümetin Tekel direnişi karşısında sergilediği kibirli ve düşmanca tutumun nedenini bizler biliyoruz. Çünkü Tekel işçileri iki aydır sürdürdükleri direnişle siyasi iktidarı can evinden vurmuştu. Demokrasi ve barışı temel alan bir ülke özlemimiz gerçekleşene kadar mücadeleye devam edeceğiz." dedi. Açıklamanın ardından alkış ve ıslıklarla AKP hükümeti protesto edildi. *** Adana Mersin Malatya
|
|
|
|
| The Following 2 Users Say Thank You to KURTULUS For This Useful Post: | DEV-GENÇ (12.02.2010), İlledeBahar... (13.02.2010) |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|