Sosyalist Zemin  

Geri git   Sosyalist Zemin > DEVRİM ve SOSYALİZM > Sosyalizm

Sosyalizm Sosyalizm ütopya değil, tarihin ve bilimin dayattığı bir zorunluluktur.

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 10.12.2009, 10:05   #1
zafer.53
Aktif Üye
 
Üyelik tarihi: 4 2007
Mesajlar: 180
Thanks: 24
Thanked 129 Times in 70 Posts
zafer.53 is on a distinguished road
Standart Marksizm! Emekçi Sınıfların Rehberi ve Kurtuluşudur! (3"üncü)Bölüm

(3’üncü Bölüm)


MARKSİZM EMEKÇİ SINIFLARIN REHBERİ VE KURTULUŞUDUR

Mehmet ÖZCAN


İşte bugün dünyada kapitalist-emperyalist sistem güçlüdür. Şimdi bakın çevrenize ne kadar eski küçük burjuva devrimciler varsa hepsi sosyalizme ve Marksizme lanet okuyorlar. Hepsi kapitalist düzenin birer savunucusu ve koruyucusu olmuşlar! Utanarak geçmişlerinden pişman olmuşlar. Hepsi birer kapitalisten çok kapitalizmin yalakaları olmuşlar. Yapılacak bir şey yok! Bizler Marksist- komünistler olarak mücadeleye devam sınıfsız sömürüsüz Komünist topluma selam diyeceğiz.

’’(Marks’ın 70 yıllarında İngiltere ve Amerika’da sosyalizme barışçıl geçiş olanağını kabul ettiğini ileri sürmek bir safsatacı, ya da daha yalın söylemek gerekirse, alıntılar ve iletmeler yardımıyla aldatmacaya sapan bir düzenbaz kanıtıdır. İlkin, Marks daha o çağda bu olanağı istisna olarak düşünüyordu. İkincisi, tekelci kapitalizm, yani emperyalizm henüz, henüz yoktu. Üçüncüsü, tam da İngiltere ve Amerika’da, burjuva devlet makinesinin temel parçası olarak o zaman askeri fraksiyon yoktu-bu gün var)
basının olduğu yerde eşitlik, özgürlük,vb olmaz. Engles, işte bu nedenle, şöyle diyordu: proletarya devete gereksinim duyduğu sürece, bunu özgürlük yararına değil, ama düşmanları ezmek için duyar; ve özgürlükten söz etmenin olanaklı olacağı gün, devlet de, devlet olarak varolmaktan çıkacaktır.
Kautsky demokrasiye uygulanmış ’’ sınıf savaşımı’’nı.... denize atmış!Kautsky tam bir dönek, bir burjuva uşağı durumuna gelmiştir. (Lenin proleter devrim ve dönek Kautsky)

Marksizmi işçi sınıfı adına okumazsan onu kapitalist sisteme karşı alternatif olarak göremezsin! Sosyalizmi-sınıfsız topluma giden yol olarak görmediğin sürece ve düşünmediğin zaman da Marksizmi anlayamazsın.
Tüm dünya komünist hareketinin tarihi süreçlerinde baktığımızda böylesi Kautsky gibi dönekler çıkarak emekçi ve işçi sınıfı mücadelesini önüne set çekmek engel olmak için mücadele ederek karşı devrimin burjuvazinin saflarına geçmişlerdir.

Burda Marksizmi revize ve tahrif edenlere karşı uzun bir cevap verdikten sonra noktalıyorum…..

3- Marksizm doğma değil bir eylem kılavuzudur. Marksizmi canlı tutarak dinamiklerini oluşturma mücadelesini vereceğiz. Marksizmi ne bir inanç nede bir din olarak tapınma aracı hiç değildir. Marksizmi gelişen çağa göre geliştirmek teorik olarak güçlendirecek de yine komünistler olacaktır.

Bu grupda devrimci sosyalist gruplar ise, Marksizmi bir tapınma olarak görmekte eleştirilmez, dokunulmaz olarak inanmaktadırlar. Marksizmi günün koşullarına göre geliştirmezsen ona göre teorik olarak örgütlenmezsen, nasıl toplumsal sorunların cevabı ve alternatifi olacaksın?

Hala yüz yıl önce söylenen yazılan teorileri basma kalıp gibi, alıp her ülkenin koşullarına uygulayamazsın. Her ülkenin sosyo ekonomik yapısı değişiktir, hiç bir ülkenin tarihi ve iktisadi yapısı aynı eşit gelişmemiştir. Buna göre gelişmiş kapitalist ülkelerle Asya, Afrika, Latin Amerika ülkelerinin tarihi iktisadi yapısı bir olabilirmi?Orta-doğu da Filistin, Lübnan ve Kürdistan halkına cevap olabilirmi?

Hala günümüzde yüz yıl önce yapılmış devrim modellerini basma kalıp gibi model alarak örgütlenme ve devrim kavramlarını birbirine karıştırmaktadırlar.Yani Marksizm bu değildir. Marksizm değişim, dönüştürme ve yeniliktir. Tabikii yenilik adına Marksizmi revize ederek kuşa benzetme hiç değildir.

Oysa bütünlüklü bir bakışla soruna yaklaştığımızda durumun farklı olduğunu görmek hiçte zor değildir. İleri bir bakışı ve kavrayışı yakaladığını, ileri çıktığını düşündüğümüz bu grup ve çevreler tam bir bönlük içindeler. Dar kafalılık, kendini beğenmişlik ve doğmatiklik temel özellikleridir.
Onlar kendi durumlarına müdahale etmekten, ideolojik-teorik, politik ve örgütsel alanlarda kalıplara ve şemalara bağlılıktan kurtulmaktan söz bile etmemekteler.

“Egemen sınıfın düşünceleri, bütün çağlarda, egemen düşüncelerdir. Başka bir deyişle toplumun egemen maddi gücü olan sınıf, aynı zamanda egemen manevi güçtür. Maddi üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf, aynı zamanda zihinsel üretim araçlarını da elinde bulundurur”.K.Marx-Engels)

Kendi statükocu ve mezhepçi konumlarını değiştirmeden, sosyalizm bayrağı altına girmeden, devrimci bir program üretmeden, etrafında birleşmeden güç olunacağını, düşündüklerini gerçek haline getirebiliceklerine inanıyorlar. Gerçek yaşamın düşler dünyasından çok farklı ve katı yasaları vardır.
Bizler yaşamın katı gerçeklerini görsek de o sürer, gider... Ancak, görürsek değiştirme şansını yakalayabiliriz. Bundan dolayı görmek ve anlamak, nesneyi tanımak yol almak için zorunludur. Diyalektiğin temel yasalarından biri ’’etkileşim yasasıdır”. Evrendeki herşeyin “karşılıklı etkileşim” halinde olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Diyalektiğin bu temel yasasına göre duruma göz atılırsa, acı gerçek açıkca görülecektir. Tek taraflı bir kara sevdayla yazık ki devrimci komünist bir sınıf partisi yaratılamıyor, sınıfa ve öncüsüne güven verilemiyor. Bu yapılamayınca sınıfı sosyalizm bayrağı altına, öncüsünü de partiye kazanmak iyi niyetli bir söylemin ötesine geçmiyor.

Örgütten, Devrimcilik mevcut üretim biçimini ve bu biçimden kaynağını alan üst yapıyı reddetmekle, varolan sütatükolara saldırmakla başlıyor. Komünist olan için yıkmak yetmiyor, yeniyi kurmak üretmek gerekiyor ve yeniyi var etmek eskinin içinde mücadele ederken dahi onun pisliklerinden arınmakla başlıyor.

’’Bütün bir toplumda devrim yapan düşüncelerden söz edildiği zaman yapılacak şey, şu olğunun dile getirilmesidir. Sadece eski bir toplumun bağrında yeni bir toplumun ögeleri oluşmuş bulunmaktadır.’’(K.Marks)

örgütlü mücadeleden vebadan kaçar gibi kaçanların, öncü işçileri ya da emekci işçi sınıfı örgütlenmesi, örgütlü mücadeleye ikna etmesi, bu yolda öncü olması imkansızı başarmakdır. Marksist- Leninist ilke ve normlara göre örgütlenmiş, bilimsel sosyalizmin rehberliğinde, sürekli ve sistemli bir komünist faaliyet sürdürmeyen örgütlenmelerin durumu ortadadır. Bunların devrimci niyetleri bizim için tartışma dışıdır. Ama sonuç ortadadır: Marjinallik, sınıf dışı güçlerden beslenmek ve kısır döngü bu örgütlenmelerin ortak kaderidir.

Devrimci komünistler geçmiş deney ve dersleri gözardı etmeden, geçmişten ögrenerek yollarına devam edecekler. Dönemin ve komünist yürüyüşün önlerine koyduğu görev ve sorumlulukları tereddütsüz, büyük bir kararlılık ve özveri içerisinde üstlenecekler. Ulusal ve uluslararası düşmanla zorluklara çetin bir savaşım sürdürecekler. Çetin ve uzun soluklu bu savaşımı her cephede (ideolojik, teorik, siyasal, örgütsel, kültürel vb.) gögüsleme iddia ve çabası içinde olacaklar.

Sınıf mücadelesini dar pratikçiliğe, bazı araçların ve biçimlerin amaçlaştırılmasına indirgeyen anlayışlarla aralarına belirgin bir sınır çizecekler. Devrimci teori ile pratiğin diyalektik bütünlüğünü sürekli gözetecekler. Koşulları ne kadar değişirse değişsin, emekle sermaye arasındaki savaşım hangi biçimleri alırsa alsın, devrimci komünistler savaşımın sürekliliğini sağlamanın yol ve yöntemlerini bularak, araçlarını yaratarak yollarına devam edecekler.

Marksist- Leninist bakış temelinde kesintiye uğramadan sürdürülen, sürekli kendini yenileyebilen, her alanda geliştirebilen bir savaşımın çekiciliği, güç biriktiriciliği tartışma dışıdır. Böylesi bir savaşıma önderlik eden kişi, grup ve çevrelerin hızla ileriye çıkacağı, kendini merkezileştireceği, odaklaştıracağı, kendinden öte güçlere hitap edeceği, onları etkiliyerek kendine çekeceği kesindir. Bunun başardığı ölçüde taraf olabilecek, ayrışmaların ve saflaşmaların yolunu açacaktır. Arayış içinde olan kadro ve taraftar kitlesini etrafında toparlayabilecektir. Karşılıklı etkileşim, değişim dönüşüm diyalektiği sürüp gidecek engelleri aşmanın dinamiği yakalanmış olacaktır. Sorunun çözümü işte burada saklıdır.

Bu gün Türkiye ’’sosyalist hareketi’’ Kemalizmden hala bağnı kopararak hesaplaşmış değil. Cumhuriyetin kuruluşunu emperyalizme karşı kurtuluş savaşı olarak değerlendirilmekte. kazanılmış bir ’’zafer ’’ olarak görülmekte orta da ne emperyalizme karşı kazanılmış zafer var nede Emperyalizmin yenilgisi var.

Sadece Osmanlı imparatorluğunun çöküşü yerine Osmanlı içinden gelen askeri darbe ile militer Cumhuriyetin kuruluşu var. ’’yani devlet yönetiminde el değiştirme var’’ yani yıllardır bize yuturmaya çalıştıkları gibi bir ”Cumhuriyet devrimi” söz konusu değildir. Geçmiş tarihi araştırmadan ülkenin tahlili yapılmadan, resmi tarihle bir program kargaşası icinde devam edip gidiyoruz buda bizi hazırcılığa, kopyacılığa götürür. Bazılarıda halen program hayatın kendisi der ”pragmatizmle” yanlışı savunmaya devam eder. Eğer öyle olmuş olsa Marksizme devrime ne gerek var ki? Kendiliğinden oluşan her hareketin sosyalist devrime dönüşmesi gerekir. Her kes devrim isterken nasl bir devrim programı? Geçerlidir.

Türkiye devrimci hareketin program sorununda bir netlik kazanamamıştır. Aslında nettir iki anlayış vardır. 1-milli demokratik devrim, ulusal demokratik devrim, demokratik halk devrimi, bu üç anlayışının muhteva olarak içerik olarak aynıdır bunun adı da iki aşamalı devrim de diye biliriz. Ne kadar da ayrı ayrı savunmaya çalışsalar içerik olarak aynı noktada buluşuyorlar. 2- incisi ise Sosyalist devrim. ideolojik, teorik, olarak bir Program disiplinsizliği yaşanmaktadır.

Hala Kürd-Türk devrimci örgütlenmesini temel olarak görmekte iki halkın adına bir örgütte örgütlenmeyi savunulmaktadır. Bu doğru bir yaklaşımmı? Bırakın her ülkenin Komünist hareketleri kendi özgür örgütlenmesi ve Ulusların Kaderi Tayin hakkı ilkesine göre örgütlensin. Kimse kimseyi birlikte örgütlenmeye ve mücadele etmeye ne zorlasın nede ikna etmeye çalışsın. Özgür bir biçimde iki ulusun Komünistleri karar versin. Yani Kürdistan komünistleri adına Türk komünisleri olarak aynı coğrafyada birlikte örgütlenip birlikte mücadeleyi savunmak kadar şoven bir anlayış olamaz. Bırakın buna özgürce Kürdistanlı komünistler karar versin....

Var olan örgütler 35 yıllık programlarını terk etmesi yeniden dünya komünist hareketini değerlendirerek ülkenin resmi tarihini bir kenara bırakarak ve sosyo ekonomik yapısını yeniden tahlil edilerek yeni bir Marksist programların yaratılması uğruna çaba sarf etmesi buna uygun olarak komünist örgütün inşası uğrunda mücadele edilmesi gerekir.

Sorun açık ve nettir.


Marksizm bir doğma olmadığına göre, Marksizmi teori olarak yeniden geliştirecek güçlerde dünya komünist hareketidir. Marksizm bir doğma değil, işçi sınıfının eylem klavuzu olarak ele almak gerekir, bilimsel sosyalizme uymayan klasik tipte teorilerle, günümüz koşullarına uymayan örgütlenmeler ile sosyalist devrimin yollarını örmek zordur. Marksizmi ezber yaparak yıllardır aynı şeyleri tekrarlamanın bir anlamı yoktur.

Her dönem aynı teorik açılımları savunmak! Bilimsel sosyalizmden uzak olduğu gibi, Marksizmden de bağdaşmaz.

’’Bilimsel sosyalizm, doktrin değil, harekettir, ilkelere değil, kanıtlara dayanmaktadır. Çıkış noktaları, şu ya da bu felsefe değil, şimdiye kadarki tüm tarihtir ve özellikle bu tarihin uygar ülkelerde ki çağsal gerçek ürünleridir.’’ ( F.Engles)

’’Bilimsel sosyalizm, proletaryanın kurtuluş mücadelesinde ki tutum ve davranışların teorik ifadesidir.’’ ( F.Engles)

’’Bilimsel sosyalizm, proletaryanın kurtuluş koşullarını açıklayan bir öğretidir.’’( F, Engles: Bilimsel Sosyalizmin ilkeleri)

’’proletarya hareketinin teorik anlatımı olan bilimsel sosyalizmin ödevi, tarihsel koşulları ve onunla birlikte proletarya devriminin yapısını incelemek, bu suretle, bu devrimi gerçekleştirmek görevli olan baskı altındaki sınıfa, kendi işlerinin koşut ve niteliklerini açıklamaktır.’’ ( F. Engles: Sosyalizmin Ütopiden Bilime Dönüşmesi.)

Günümüzde devrimci hareket o kadar devrimden söz edilmektedir ki, nasıl bir devrim istenmekte,, nasıl bir devrim anlayışı savunulmakta? Adı dahi kendi içinde çelişkileri taşımaktadır. Örneğin hala bugün Türkiye devrimci harketinin içerisinde halkçı devrimleri savunanlar çoğunluğu teşkil etmekte bunda ısrar etmekteler.
Bu devrim modeli Türkiye’nin tarihi gelişimine sosyo-ekonomik yapısına sınıfsal yapısına uygunmu değilmi? Diye soran olmuş olsada! Tartışmasına es geçerek yola devam etmekte inat edilmektedir.
Türkiye’nin sosyo-ekonomik yapısını tarihi gelişimini, coğrafi yapısını resmi devlet ideolojisi olarak ele alarak Türkiye halk devrimini savunanlar 35 yıla yakın aynı anlayışı savunmada ısrar etmektelerdir.

Türkiye devrimci hareketlerinin bazıları Kemalist idelojinin ve resmi ideolojiyi aşmış değildir. Resmi ideoloji ile ülkenin sosyo-ekonomik yapısının tahlili yapılmaz ve resmi idoloji yi savunarak emekçi sınıf örgütlenmesi ve sosyalist mücadele yapılamaz.

Kürdistan’ı da aynı coğrafya içerisinde görerek Türk- Kürt emekçi mücadelesinin ve devrimin örgütlenmesini birlikte görmeye devam edilmektedir. Dünya değişti, Türkiye sosyo ekonomik yapısı değişti, ne yazık ki, bu anlayışlar değişmedi.

Yani hala Türk militer Cumhuriyetinin ilk partisi CHP’yi sol olarak gören CHP nin her dönemde sosyal demokrat parti anlayışı içinde destekleyen Türk sol hareketleri dünde vardı bugün de varlıklarını sürdürmektedirler.
Kemalizm den ve CHP ile bağları koparamayan devrimci komünist hareket kendi çelişkileri ile yok olmaya mahkumdur.

Türkiye devrimci Komünist hareket yeniden kitlelerin ve devrimci mücadelenin alternatifi olabilmesi içinde fraksiyoncu, marjinal olmuş hareketlerden kandini arındırması Marksist bir örgütlenmeye sahip olması için yukarıda geniş şekilde açıkladığım gibi, kendini yenilemesi teorik olarak geliştirmesi gerekir. Kendini yenilemeyen hiç bir hareket toplumsal mücadelenin emekçi sınıfların önderi asla olamaz.

4- uzun uzun anlatmaya çalıştığım noktada burası oldu. Yukarıda anlattığım noktanın özüde burda yatmaktadır. Marksizmi günün koşullarına göre uygun anlaşılır bir şekilde bilimsel sosyalizme dayalı olarak. Toplumsal soruna ve emekçi sınıfların çıkarları doğrultusunda geliştirip güçlendirerek küresel kapitalizm den kurtuluşun sosyalizmde olduğunu anlaşılır bir duruma getirmeliyiz.

Emekçi sınıf ve toplumsal mücadelenin alternatifi olduğumuzu inandırmak da Komünist devrimci harekete düşmektedir. Yani tüm sapmalara, burjuvazinin saldırılarına karşı Marksizmi ve Komünist mücadelenin bir yol göstericisi olarak emekçi sınıfların kurtuluşunun kendi iktidarlarında sınıf sömürüsüz sosyalizmde olduğunu usanmadan vurgulamalıyız.

Bugün dünya komünist hareketinin önünde duran görev yeniden uluslararası alanda ideolojik ve teorik sorunları tartışarak! Marksist- komünist hareketi yeni bir enternasyonalin etrafında birleştirmek enternasyonali kurmak olmalıdır. Enternasyonalsiz komünist hareket olmaz.

’’egemen sınıflar, sosyalist devrim karşısında titresinler. Bu devrimde proletarya zincirlerinden başka hiç bir şey kayıp etmeyecek, bütün dünya kazançlı çıkacaktır. Bütün ülkelerin proleterleri birleşin.’’ Karl Marks, F.Engles (Komünist partisi Manifestosu)

’’...Enternasyonal’in ana ilkesi olan dayanışmayı hatırlayalım. Biz, önümüze koyduğumuz yüce amaca, ancak, bu yaşam yaratıcı ilkeyi bütün ülkelerin işçileri arasında adamakıllı güçlendirdiğimiz taktirde ulaşabiliriz. Devrim dayanışmalı olmalıdır. Paris Komünü’nün büyük örneği bize bunu öğretiyor. Paris Komünü yenilgiye uğardı. Çünkü, hiç bir büyük merkezde, Berlin’de Madrit’te ve benzeri yerlerde, aynı zamanda ve Paris proletaryasının güçlü hareketine eşdeğerde, büyük devrim hareketleri patlak vermedi. (K. Marks )

Anlaşılacağı gibi, uluslar arası emekçi sınıfların kapitalizme karşı mücadele de örgütlenip tek merkezde toplanarak birleşmesiyle kapitalizme aynı anda darbe vurmuş olacaktır. Komünist hareketinin de Enternasyonlizm ile bütünleşerek emekçi sınıfın kapitalizme karşı savaşan tek örgütü olmalıdır. Toparlayacak olursak Marksizm emekçi sınıfları sınıfsız sömürüsüz Komünist topluma götüren rehberi ve kurtuluşu olarak bizleri aydınlatmaya devam edecektir.



Mehmet ÖZCAN

28/11/2009
zafer.53 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to zafer.53 For This Useful Post:
@felluce@ (09.01.2010)
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


02:39


Türkçeleştiren: Albatros & Can
Copyright 2010 Jelsoft Enterprises Ltd.
Protected by CBACK.de CrackerTracker