Sosyalist Zemin  

Geri git   Sosyalist Zemin > DEVRİM ve SOSYALİZM > Devrim Tarihi

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 07.02.2010, 14:48   #1
KURTULUS
Site Sorumlusu
 
KURTULUS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 4 2007
Mesajlar: 1.673
Thanks: 524
Thanked 1.849 Times in 909 Posts
KURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond repute
Standart Binboğa Dağlarında gerilla eğitimi/‘Devrim Savaşçıları’ örgütü

Binboğa Dağlarında gerilla eğitimi/‘Devrim Savaşçıları’ örgütü

Dik Duruşun insanı Hamdullah Erbil



Askeri eğitim adı altında örgütün merkezi ve bölge sorumlularının askeri eğitim kararı gereği Binboğa dağlarına tırmanış başladı. Daha sonra örgütten ayrılarak ‘Devrim Savaşçıları’ örgütünü kuran Hamdullah Erbil’in denetiminde Elbistan’a bağlı Kötüre köyünden tırmanış başlayacaktı. Kötüre’den Binboğa dağlarına çıkılacaktı. 76 Haziran’ında, öncü savaşını başlatma kararı çerçevesinde bu tırmanış gündeme geliyordu. O günün değerleri ile olayı değerlendirecek olursak, büyük bir coşku, inanç ve kararlılıkla bu tırmanış için hazırlık yaptığımı söyleyebilirim. Bu duyguyu taşıyarak tırmanışa gelen yoldaşlarımın da olduğu kesindir.

[/URL]


Hamdullah’ın bildiği, yerlisi olduğu bir yörede gibiydik, evi gibi davrandığı bir köy evinde bir araya gelmiştik. Ve tırmanışa buradan başladık.


Binboğalar



Bu tırmanışı yapacak olanların Hamdullah hariç, ben dahil tümümüz şehir insanıydı. Bir Hamdullah Erbil bu dağların, bu köylerin insanı olarak aramızdaydı. Benim sporla ilgim kadar, çocukluğumdan beri Antakya’yı kuşatan Amanos ve Habip el Neccar dağlarında gezilerimin ve basit tırmanışlarımın dışında bir hazırlığım yoktu. Diğerlerini bilmiyordum ve bu tırmanışta onları da öğrenecektim.

Yola koyulduğumuzda ay ışığı vardı, karanlıktı; ancak patikaların görülebileceği ölçekte ay ışığı altında tırmanış başladı. Yarım saat sonra irili ufaklı su sızıntılarıyla oluşmuş akıntılara rastlıyorduk. Önemli sayılabilecek hiçbir dere yatağı görmemiştik. Buna rağmen tırmanış ekibinin gerilla heveslilerinde sessiz bir oflama, bir yorgunluk belirmeye başladı. Hamdullah’ın elinde bir Fransız mavzeri vardı. Küçük mahzeninde 5 kurşun alan bu mavzer zamana direnen bir alet olarak bizimle tırmanıyordu. Teçhizatımız ise hani bir devrim yapacak kadar olmasa da, ekip içindeki gerilla komutanlığı edasında olanlar için Binboğaların fethine yetecek cinstendi! Bir Fransız onlusu kırmızı kabza, Mısır yapımı (siz bunu Laz yapımı olarak okuyun) bir otomatik Port-Sait ve çek 7.65’lisi gibi şeylerdi. Yemek kumanyamız ise en son düşüneceğimiz metalardı. Nasıl olsa fetih işi bu tırmanışla olacak ve bitecekti.

Yola koyulduk ve ilk yarım saat içinde sıkıntılar baş gösterince tırmanışımız anlam kazanmaya başlamıştı. İlk yorgunluk belirtileri Ömür’ün eşi Rıza Salman’da kendini gösterdi; Ömür yoldaşın omzuna elini atmış öyle yürümeye koyulmuştu. Ömür kısa boylu bir yoldaştı, kocası uzun olması nedeniyle Ömür’e dayanmak için uygun bir pozisyon yaratıyordu. Bir süre sonra dağda yürüme seansları yapmamış biri olarak gerilla komutanlığının rütbesizi olan Rıza Salman’ın tökezlediğini gördük.

Ayağı kaymış ve burkulmuştu. Bu kez Ömür’ün yardımına benim koşmam gerekti. Bir yanında bana, diğer yanında Ömür’e dayanarak yola devam ediyorduk. Henüz tırmanışın başındaydık. Saatler sürecek bir tırmanışın ilk fireleri başlamıştı. Bu olay sıradan bir olaydı. O an için ise yoldaşça dayanışma için herkese bir fırsat da yaratıyordu. Ama yıllar sonra dönüp bakıldığında, aynı tekrarlar ortamında, çıkılacak bir uzun yolda koltuk değnekleri olmadan bir sonuca gidememe gibi ciddi sorunlar taşıdığı görülür. Binboğa tırmanışı bu verilerle başlamıştı.

Bir saat geçmemişti ki, diğerler öncülerde de tökezleyenler, dermansız bir şekilde ayaklarını sürüye sürüye yürümeye başlamıştı. Çok sarp bir dağ yolundaydık. Volkanik bir dağ, ne ağaç ne çalı vardı; kayalıktı ve patikalar az kullanım nedeniyle ayağın iyi oturmasını sağlayacak bir oylumda değildi. İki kişi değil, bir kişinin bile tırmanışına geçit vermeyecek yapıdaydı, ama yürüyorduk.

İkinci saati de geçince, artık dik duranların bükülenleri taşıma gibi talihsiz bir sorunla karşı karşıya kalmıştık. Rıza, bir koluyla Ömür’ün, diğer koluyla benim omzuma dayanarak yürüyordu. Dağın eğimine uygun bir eğim ve iniş çıkışlarla sökülen dayanakların tekrar atılmasıyla, yürüyüşümüzü sürdürmek zorunda kalmıştık. Çantalarımız vardı, yükler gittikçe omuzları kesici hale geliyordu. Ama kararlılıkla yürümeye devam ettik. Bu kararlılık herkes için geçerliydi diyeceğim. Tökezleyenler için, koltuk değneksiz yürümeyenler için ve kimseye dayanmadan yürüyüşe devam edenler için kararlılık vardı. Bu da tırmanışı anlamlı kılan önemli bir unsurdu.

Bu tırmanışa o günün değerleriyle büyük önem vererek ve büyük sonuçlar bekleyerek katılmıştık. Bir irade gösterisiydi, bir duruştu sonuçta. Dünyanın hiçbir gerilla hareketinin ne başlangıcı itibariyle, ne de herhangi bir düzeyiyle benzerliği yoktu; onlar karşısında çok hafif kalırdı. Ama bizim için çok anlamlıydı. Heyecanla hiç bilmediğimiz, tanımadığımız ortamlara doğrularımızın arkasında durma adına gitmiştik. Sonuç çok olumsuz olsa da, öğreneceğimiz çok şey olacaktı. En azından farklı çevreden gelen militanların bu kısa ve zorlu süreçte birbirlerini tanıma fırsatı doğacaktı. Benim için başlangıcıyla sonucu bu açıdan tutarlı olan bu tırmanış, siyasal yaşamımda ne tür insan, kadro ve militanla birlikte olmam gerektiğine de önemli bir deneydi.

Binboğalar kel bir dağdı. Zaman tünelinde gibiydik, yer yer karşılaştığımız yanmış eski ağaç kütükleri hayaleti andırır motifleriyle boşlukta korkuluk gibi duruyordu. Toprağa basmıyor gibiydik. Kayalar, sertliğini; her adımda tabanlarımıza batan uçlarıyla can yakıcılığını hissettirerek gösteriyordu. Gerilla birliğimiz zordaydı. Azmimiz yitmiş, tırmanışımız anlamını kaybetmek üzereydi. Gerillalar düşman karşısında değil, Binboğa’nın sarp kayaları karşısında omuz omuza direniyordu. Bir ara geri dönüş için önermeler gelir gibiydi. Dönüş yollarından hangisinin daha kısa olacağı hesaplanmaya başlanmıştı. Tırmanışımız üçüncü saatini de geçmişti. Bu tartışmada yola devamla tepenin diğer yakasına inmenin daha kısa süreceği üzerinde duruldu. Yörenin insanı olarak Hamdullah sıkıntı içindeydi; kendi kendine soruyordu,”nedir bu olanlar, kim bunlar, nereye kadar tırmanıp nereye kadar yol yürüyebilirlerdi?” diye hayıflanıyordu.


Hamdullah tırmanışın en dik insanı. Kasvetli yolların adamı. Kararlı, zaman zaman taşıyacak kadar ona destek veren, zaman zaman benimle birlikte Rıza’yı taşıyan ve Ömür yoldaşın rahatlamasını sağlayandı. Binbaşı ise rütbelerini dökmüştü. Homo Eraktüs kadar bükülmüş elleri yere değercesine sürüne sürüne dördüncü saati tamamlama çabasındaydı. Tam bu sırada çakıl sesleri ayak seslerine karışan duyumlar geldi. Derhal mevzi yaparak gelen büyük düşman kuvvetlerine karşı siperlere yattık ve bekledik. Heyecanımız ilk deney olması itibariyle de çok kışkırtıcıydı. Ancak bu durum yorgunlar için bir fırsattı. ”Mevzi siper” diye uzanma, gözlerini gökyüzüne dikerek dinlenme fırsatı doğmuştu.

1-
KURTULUS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to KURTULUS For This Useful Post:
DEV-GENÇ (07.02.2010)
Alt 07.02.2010, 14:58   #2
KURTULUS
Site Sorumlusu
 
KURTULUS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 4 2007
Mesajlar: 1.673
Thanks: 524
Thanked 1.849 Times in 909 Posts
KURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond reputeKURTULUS has a reputation beyond repute
Standart

Mevzi alma, sipere dayanma anı onlar için bir mücadele anı bile değildi! Bir dinlenme anıydı. Nitekim bu tablo yıllar sonra zindana düştüğümüzde aynısıyla kendini gösterdi. Dik duranlar, direnenler, Ömür gibi ya şehit oldu ya da zindan sürecini insan örgütleme, kadro yetiştirme, örgüt yönetme ve mahkum haklarını her araçla savunma amacıyla değerlendiriyorlardı. Bunu iyi anlamak için, bu anılarda adı geçenlerin zindan yaşamlarına bir göz atmak ve direnenlerin zindan süreçleriyle karşılaştırmak yeterli olacaktır.

İşte bu tırmanışın küçük verileri bir ömre sığacak derslerle bu gününün algılayışına böyle ulaşmış oluyordu, ete kemiğe bürünüyordu.

Sesler çoğaldıkça ve yanımıza yaklaştıkça artan tedirginliğimiz aniden çözülüverdi. Hamdullah’ın “kömürcüler” dediği, katırının sırtında olmayan katırlı bir adamla, yüz yüze gelmiştik, katırıyla birlikte tırmanıştaydı. Ve iki canlı birbirine toleranslarını koruyarak yürüyorlardı. Bizim yürüyüş kolunda ise, insani dayanışma vardı; biri üst, birileri ast değildi, ama hesapsız ve hazırlıksız bir tırmanışın insan davranışlarıyla ilgili öğretici yanları sergilenmekteydi.


Kömürcü, sohbet edildiği anlarda tedirgin olmadığı gibi son derece de rahattı… . Öyle ki, sigarasından ikramda bile bulundu. Hamdullah ile nereli olup olmadığı konusunda aralarında geçen kısa sohbetten sonra yoluna devam etti. Biz de kaldığımız yerden yola devam ettik. İyi de hal kalmamış, yorgunluğumuz omuzlarımıza dayana dayana bizleri de helak etmişti. Hamdullah bunun böyle devam etmeyeceğini gördü ve önceden bildiği en yakın mağara ve düzlüğe yöneldi. Bir saat daha yürümüştük. Tahminimce 5-6 saat arasında yürüdük. Mağara gibi bir oyuğun olduğu ve küçük bir düzlüğün bulunduğu yere geldiğimizde herkes rahat bir nefes almıştı.

Silahlar çatılmıştı. Bu tür figürlere, estetiklere çok çok duyarlı olan Ömür’ün eşi, dinlenme ardından aniden kaplan kesilmiş gibiydi; eski yılgın, harap, bitik halinden eser kalmamıştı! Kamp kurmuştuk ve kısa sürede herkes toparlanmıştı. Silah atışı yapılacak eğitimi tamamlayacaktık. Ama elimizdeki hiçbir malzeme böylesi bir şey için geçerli değildi, ne nitelik açısından de nicelik açısından. Olsun niyetler önemliydi, niyette eğitim yapmak varsa bunun adı eğitimdi; gerçek ne olursa olsun!..

Cok daha uzun arada farkli degerlendirmeler var ancak binboga daglarini anlatan bolumleri kissaca ekledim.

acilciler,devrimci savascilar, kissaca dev savas orgutu maras halki iyi bilir iyi tanir dev savaslilari, maras olaylari esnasinda daha buyuk kiyimlar yasanmadiysa bu dev savaslilarin mahallede kurduklari siperlerden dolayidir.
KURTULUS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
The Following User Says Thank You to KURTULUS For This Useful Post:
DEV-GENÇ (07.02.2010)
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


03:52


Türkçeleştiren: Albatros & Can
Copyright 2010 Jelsoft Enterprises Ltd.
Protected by CBACK.de CrackerTracker